Geçen haziran gezi parkı olaylarıyla yandık, bu mayıs Soma faciasıyla yanıyoruz. Soma kömür madeninde 301 kişi pisi pisine öldü. Alınmamış tedbirler yüzünden canlar telef oldu.
Durmadan acı çekmek zorundamıyız. Bir acı bitmeden diğerini çekmek zorundamıyız. Neden alınmaz bu tedbirler. Bir gazetede okudum dünyada bilmem kaç milyon köle varmış. Şİmdi de modern köleyiz. Boğaz tokluğuna çalıştırılıyoruz. Japonyada intiharlar çoğalmış. Sürekli çalışmaktan bunalmışlar. Çalışmaktan başka hayat yokmuş. Çocuk doğur diyorlar bize köle olsun diyemi doğuralım? Zaten dünya dengeleri bozulmuş. Doğal hayattaki canlılar azalırken, soyları tükenirken insan soyu almış başını gidiyor. 6 milyar insan sayılırken diğer canlıların sayısı binlerde kalıyor. O kadar çok çoğalmışız ki insan gibi yaşama alanı kalmamış bize. Diğer canlıları yok ettiğimiz gibi kendimizide yok ediyoruz. Kalabalığız ya farketmiyor arada ölenler... çekilen acılar.
Eğitimsizlik diz boyu. Köleleştiremeyecekleri için insanları eğitmiyorlar. Az bir kesim insan gibi yaşıyor diğerleri kıt kanaat geçiniyor.
Somalı bir kadın televizyonda "domates yetiştirtmiyorlar, çiftçilik yaptırmıyorlar ne yapalım mecburen madene giriyoruz" diyordu. Bizi bize bıraksalar,, köylerimizde tarım yapsak, eğitimimizi alsak, insanca yaşasak olmazmı? Niye kentleşme diye tutturuyorlar? Kentler de insanlar ne yapar? Fabrikalarda çalışır. Onlarda kapatıldı.Üretim olmayınca batarsın. Fabrikalar kurulmalı, tarım yapılmalı, Yeni çıkan tekniklerde kullanılmalı. Dünyanın gerisinde kalınmamalı.
Üzüntümden söyleniyorum işte.
21 Mayıs 2014 Çarşamba
3 Mayıs 2014 Cumartesi
Epey Ara Vermişim
12 şubattan beri buraya girmemişim.
Mart, nisan, mayıs neler yaptım...
Tatile gittim geldim. Annemleri gördüm. Annem iyice yaşlandı. Merdivenleri çıkamıyo. Üzülüyorum.
Babam ondan daha iyi ama o da yaşlandı. Ölmelerinden korkuyorum. Uzaktayım. Ha deyince ziyaret edemiyorum. Onun için üzülüyorum. Annemdeki bütün ağrılar bende de var. Ayaklarım, dizlerim ağrıyor. Kulağım akıyor, duymuyor. Kalkınca hemen yürüyemiyorum. Şişmanım of ya bu ne... Annemin kötü yönlerini mi örnek alıyorum yoksa o hastalıklarında yalnız kalmasın diye ona eşlik mi ediyorum bilmem. Kardeşim sık sık yanlarına gidip onları gezdiriyor, yaşam sevinci vermeye çalışıyor.
Ablam kocasından boşandı. Çok sevinçli ayrılabildiği için. Ama stresten başı ağrıyor. Doktora, psikoloğa gidiyor. Yine uzaktayım. Her gün telefonla arayarak moral vermeye çalışıyorum.
Resim kursuna çok seyrek gidebildim. Kışın günler kısa, soğuk, okul yorgunluğu derken gidemedim.
Yine de kızımın siparişlerini yaptım. 60*80 büyüklüğünde iki tablo eyfel kulesi ve şanzelize, 3 küçük tablo kuleler, Saksafon çalan çocuk ve gemiler tablolarını yaptım. Bakayım Ortalama 5-6 tablo sayalım. Gene iyiyim yani.
Ağaçlı perdemi bitirdim. Ucuna oya yapmadım. daha da uzayacak taktım öyle yatak odasına. Diğer perdelerim yıpradı.2si 20 senedir, biri 14 senedir yıka, ütüle tak hiç inmedi pencerelerimden. Doyasıya kullandım.
Şekerim sınırda çıktı. Doktor sadece sabahları içeceğim bir hap verdi. Bu hap kilo verdirdi bana. Ama bunu farkedince ben, hooop durdu kilo vermem ve almaya başladım. Yoksa dikkat ediyordum da yemeklerime kilo verdiğimi fark edince bıraktım mı? Öyle bir huyum var. Kilo vermeye başlayınca bilinç altımın ödü kopuyo nedense. Başlıyo beni yedirmeye...
Bahar sergimizi de açtık. Çok güzel oldu. Hayatımda hareket oluyor. Arkadaşlardan gelen iltifatlar çoookkk hoşuma gidiyo. Onaylanmak ne güzel.
Dün sergiye kayınvalidemle gittik. İki kahve aldık. Ben kahvemi devirdim pantolon paçalarım kahve oldu. Islak mendille sildik ama tamamen gitmedi. Tabloları salona yerleştirdik. Arkadaşlar paçaların çamur olmuş dedi. Ben kahve lekesi dedim. Şehir merkezinde olsak git eve değiştir. Şehirden 20 km dışardayız ve açılışa yarım saat var. Zaten AVM de idik. Bir dükkana girelim alalım dedim. Girdik. 56 beden pantalon varmı dedim var dediler ama 54 varmış. Büyük kesim size olur dediler. Denedim beli iliklenmedi. 5 parmak açık kaldı. Üstelik 130 tl. Ev pantolon dolu almadım zaten içine giremedim. Yine şişman olduğum için üzüldüm. Ne bu benim derdim. Şişmanlığım olmasa başka derdim yok çok şükür. Üstelik şişmanlıktan doğan hastalıklar vuruyor beni. Zayıflasam ayak ağrılarım da kalmayacak. Eeee ne ağlayıp duruyon zayıfla o zaman. Söylemesi kolay gel de zayıfla. İrade yok anacım bende. Tembellikte var hareket yok. Etrafım da yemek dolu. Küçükken annemin açlık hikayelerini dinlemişim, bilinç altım korkuyo aç kalmaktan. Velhasıl bla bla bla çoook neden buluyorum kendime.
Biliyorum rejim yapmayacağım yeme kültürümü değiştireceğim. Çok çeşitli dengeli ve yeterli yiyeceğim. Beslenme okudum ben biliyorum da verdiğim kiloları geri aldığım için canım zayıflamak için çaba harcamak istemiyooooo.
Mart, nisan, mayıs neler yaptım...
Tatile gittim geldim. Annemleri gördüm. Annem iyice yaşlandı. Merdivenleri çıkamıyo. Üzülüyorum.
Babam ondan daha iyi ama o da yaşlandı. Ölmelerinden korkuyorum. Uzaktayım. Ha deyince ziyaret edemiyorum. Onun için üzülüyorum. Annemdeki bütün ağrılar bende de var. Ayaklarım, dizlerim ağrıyor. Kulağım akıyor, duymuyor. Kalkınca hemen yürüyemiyorum. Şişmanım of ya bu ne... Annemin kötü yönlerini mi örnek alıyorum yoksa o hastalıklarında yalnız kalmasın diye ona eşlik mi ediyorum bilmem. Kardeşim sık sık yanlarına gidip onları gezdiriyor, yaşam sevinci vermeye çalışıyor.
Ablam kocasından boşandı. Çok sevinçli ayrılabildiği için. Ama stresten başı ağrıyor. Doktora, psikoloğa gidiyor. Yine uzaktayım. Her gün telefonla arayarak moral vermeye çalışıyorum.
Resim kursuna çok seyrek gidebildim. Kışın günler kısa, soğuk, okul yorgunluğu derken gidemedim.
Yine de kızımın siparişlerini yaptım. 60*80 büyüklüğünde iki tablo eyfel kulesi ve şanzelize, 3 küçük tablo kuleler, Saksafon çalan çocuk ve gemiler tablolarını yaptım. Bakayım Ortalama 5-6 tablo sayalım. Gene iyiyim yani.
Ağaçlı perdemi bitirdim. Ucuna oya yapmadım. daha da uzayacak taktım öyle yatak odasına. Diğer perdelerim yıpradı.2si 20 senedir, biri 14 senedir yıka, ütüle tak hiç inmedi pencerelerimden. Doyasıya kullandım.
Şekerim sınırda çıktı. Doktor sadece sabahları içeceğim bir hap verdi. Bu hap kilo verdirdi bana. Ama bunu farkedince ben, hooop durdu kilo vermem ve almaya başladım. Yoksa dikkat ediyordum da yemeklerime kilo verdiğimi fark edince bıraktım mı? Öyle bir huyum var. Kilo vermeye başlayınca bilinç altımın ödü kopuyo nedense. Başlıyo beni yedirmeye...
Bahar sergimizi de açtık. Çok güzel oldu. Hayatımda hareket oluyor. Arkadaşlardan gelen iltifatlar çoookkk hoşuma gidiyo. Onaylanmak ne güzel.
Dün sergiye kayınvalidemle gittik. İki kahve aldık. Ben kahvemi devirdim pantolon paçalarım kahve oldu. Islak mendille sildik ama tamamen gitmedi. Tabloları salona yerleştirdik. Arkadaşlar paçaların çamur olmuş dedi. Ben kahve lekesi dedim. Şehir merkezinde olsak git eve değiştir. Şehirden 20 km dışardayız ve açılışa yarım saat var. Zaten AVM de idik. Bir dükkana girelim alalım dedim. Girdik. 56 beden pantalon varmı dedim var dediler ama 54 varmış. Büyük kesim size olur dediler. Denedim beli iliklenmedi. 5 parmak açık kaldı. Üstelik 130 tl. Ev pantolon dolu almadım zaten içine giremedim. Yine şişman olduğum için üzüldüm. Ne bu benim derdim. Şişmanlığım olmasa başka derdim yok çok şükür. Üstelik şişmanlıktan doğan hastalıklar vuruyor beni. Zayıflasam ayak ağrılarım da kalmayacak. Eeee ne ağlayıp duruyon zayıfla o zaman. Söylemesi kolay gel de zayıfla. İrade yok anacım bende. Tembellikte var hareket yok. Etrafım da yemek dolu. Küçükken annemin açlık hikayelerini dinlemişim, bilinç altım korkuyo aç kalmaktan. Velhasıl bla bla bla çoook neden buluyorum kendime.
Biliyorum rejim yapmayacağım yeme kültürümü değiştireceğim. Çok çeşitli dengeli ve yeterli yiyeceğim. Beslenme okudum ben biliyorum da verdiğim kiloları geri aldığım için canım zayıflamak için çaba harcamak istemiyooooo.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)